Paranormal Kaynaklar & Parapsikoloji Platformu  

Geri git   Paranormal Kaynaklar & Parapsikoloji Platformu > Buda Jo Red Paranormal Kaynaklar Forum Sitesi > Parapsikoloji & Spiritüalizm > Parapsikoloji Kaynakları

Parapsikoloji Kaynakları Paranormal ve Parapsikoloji Kaynaklari,parapsikoloji forum,parapsikoloji sitesi,paranormal siteler,parapsikoloji forum siteleri ve daha fazlasi...

Yeni Konu aç  Cevapla
 
Seçenekler Stil
  #1  
Alt 11-15-2017
Katzfiel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Katzfiel Katzfiel isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: Jul 2016
Nerden: İstanbul
Mesajlar: 581
Tecrübe Puanı: 387
Katzfiel will become famous soon enough
Standart Parapsikoloji Laboratuar

Parapsikoloji Laboratuarda

Duke Üniversitesi Parapsikoloji Laboratuarı

1930’lu yıllara gelindiğinde parapsikoloji tarihinin altın sayfalı dönemlerine ulaşmış oluruz.
O yıllarda bir biyolog olan Dr. Joseph Banks Rhine Duke Üniversitesinde psişik yetenekleri
incelemek maksadıyla bir laboratuar kurmak ister. Bu o dönemde Üniversite için çılgınca bir
fikirdir. Fakat okulda görevli bu konuları inceleyen Prof. William Mc Dogell’ın da yardımıyla kaynak sağlanır ve 1932 yılında Duke Üniversitesi’nin Psikoloji fakültesinde bir laboratuar Rhine için temin edilir. Artık psişik yetenekler resmi bir kurumda, devletinde desteğiyle bilimsel disiplin altında incelemeye başlamıştır.

Rhine ve Parapsikoloji Laboratuarındaki ÇalışmalarıRhine’ın bu laboratuardaki çalışmalarıyla parapsikoloji bilimsel temellere oturmuştur. Kuruluşundan bugüne kadar ruhsal yeteneklerin farklı tiplerinin ölçümüyle ilgili yöntemler bu laboratuarda geliştirilmiştir. Bu amaçla özellikle DDA’da kullanılan Zener kartları bulunmuştur. Gene istatistik yöntemler laboratuarda oldukça sık olarak kullanılmıştır. Prof. J. B. Rhine’ın 1965 yılında üniversiteden emekli olmasıyla bu laboratuar yine aynı kentteki İnsan Doğasını Araştırma Vakfı’na (FRNM) bağlı olarak hala çalışmalarını sürdürmektedir.Tüm bu laboratuar çalışmalarının sonunda Dr. Rhine 1934 yılında Duyular Dışı Algılamalar isminde bir kitap yayınlayarak araştırma ve deneyleri sonucu insanda duyu dışı bir algılamanın olduğunu ve uzaktan maddeyi etkileyebildiğini tüm dünyaya duyurdu. Tabi bu durumun bilim dünyasında nasıl bir etki yarattığını tahmin edebilirsiniz. Bu kitap konulara ilgili fakat bilim dünyasının kendisine yönelteceği eleştirilerden çekinen bilim adamlarını cesaretlendirmiş artık yeni yeni araştırmacılar ortaya çıkmaya başlamıştı. Bunun yanı sıra materyalist görüşü benimsemiş bir o kadar bilim adamının da şiddetli saldırıları bir anda bu konu üzerine yoğunlaşmıştı. Eleştiriler her ne olursa olsun bu çalışmanın dünyaya duyurulmasıyla parapsikoloji bilim tarafından kabul edilmiş oluyordu.

İlginçtir ki Rhine’ın ardından yani 1960’lı yıllarda tüm Avrupa ve Amerika’da parapsikoloji biliminde durgunluk dönemi yaşanmasına rağmen bu dönemde Rusya ve ona bağlı sosyalist ülkelerde bu dalda büyük bir ilerleme görüyoruz. Bunun sebebi batı dünyasının materyalist ekoller altında kaba bilimsel yöntemler kullanması ve bu yöntemler sonucu çok büyük ilerlemeler gösterememiş olması ayrıca Rusların oldukça materyalist bir ülke olmasına rağmen bu konudaki çalışmalarda sağlayacağı askeri ve siyasi üstünlüğü düşünerek daha pragmatik yöntemler kullanmasıdır.

Örneğin 1968 yılında yapılan uluslararası parapsikoloji kongresinde Batılılar hala istatistik ve ihtimal hesaplamalarını tartışırlarken Sovyetler delegeleri bütün duyular dışı algılama olaylarının ispatlanmış olduğundan bahsediyorlardı. Çünkü onlar Batılı meslektaşlarıyla aynı yöntemleri kullanmamışlardı. Parapsikolojik araştırmaların istatistik ve ihtimal hesaplamalarıyla ispatlanamayacağını çünkü bu tür olaylarda tekrarlanabilirliğin her zaman mümkün olmadığını biliyorlardı. Bu mantık ve yöntemlerle hareket eden Çekoslovakya, Romanya, Bulgaristan, Çin, Moğolistan gibi ülkelerde de parapsikoloji çalışmaları devlet desteğinde sürdürülmüş ve bir yığın olumlu sonuç elde edilmiştir.Parapsikoloji bilimi kökenini, yaygın olarak “paranormal deneyimler” olarak adlandırılan kendiliğinden ortaya çıkan olaylardan almaktadır. Bu tür deneyimler hemen hemen tüm kültürlerin folklorunda anlatıla gelmiştir ve genel olarak rapor edilenler birbirinin çok benzeridir. Chicago Üniversitesi Ulusal Düşünceyi Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırma göstermiştir ki, Amerikalıların büyük bir çoğunluğu hayatlarının herhangi bir döneminde, bir ya da birden fazla (herhangi türden) bir ruhsal deneyim geçirmiştir. Avrupa ve başka yerlerde yapılan benzeri araştırma ve anketlerle de benzeri sonuçlar elde edilmiştir.

Psişik olayların en yaygın tiplerinden birisi “DDA rüyaları” olarak adlandırılan rüyalardır ki, bu tür rüyalarda kişi rüyasında gerçekten o anda bulunduğu yerden uzakta olmakta olan bir olayı algılamaktadır ve çoğunlukla da uykusundan uyanmaktadır. Kişinin rüyasında gördüğü olay hakkında uykuya dalmadan önce hiçbir bilgisi ve düşüncesi yoktur. Fakat rüyasını anlattıktan sonra yapılan incelemede doğruluğu ortaya çıkmaktadır. Bu tür rüyaları anneler oldukça fazla görmektedirler. Örneğin, bir anne rüyasında, evden uzakta bir yerde trafik kazası geçiren çocuğunun durumunu (hem de ayrıntılarına varana kadar) görebilmektedir. Bunun biraz değişik bir tipi de gündüz (uyanık olarak) görülen rüyalar ya da algılamalardır. Örneğin, evden uzakta bulunan bir anne birdenbire telaşlanarak eve gitmesi gerektiğini düşünür ve söyler. Gerçekten de evine geldiğinde çocuğunu kritik bir durumda bulur. Eve gelene kadar da niçin eve gittiğini, böyle bir itilim içine neden girdiğini bilemez ve açıklayamaz. Bu, anneye, söz konusu çeşitli kaynaklardan gelen sezgisel bilgidir ve anne bunu beş duyusu dışında yani DDA yeteneğiyle algılamıştır. Bu, annenin açıklayamadığı telepatik bir algılama olduğu gibi klervoyan (durugörür) ya da prekognitif bir algılama da olabilmektedir. Bunlar, DDA’nın kendiliğinden ortaya çıktığı zihinsel türdeki deneyimlerin en yaygın örneklerini oluşturmaktadır.

Spontan olarak (kendiliğinden) ortaya çıkan bu tür olaylar hemen hemen her toplum tarafından ciddiyetle ele alınmaktadır. Bu tür olaylar özellikle maji ve din alanında önemli yer tutmuştur. Fakat ne yazık ki, pozitif bilimin güçlenmesiyle, “realitede” ikna edici temellerden yoksundur gerekçesiyle, bu tür olaylar göz ardı edilmeye başlanmıştır, en azından parapsikoloji biliminin ortaya çıkışına kadar.
__________________
Kendini Dönüştürmedikçe, Hiçbir şeyi dönüştüremezsin.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tag Ekle
parapsikoloji kaynaklari

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Sizin Yeni Konu Acma Yetkiniz var yok
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


ufoloji,ufo olayları